Azra 18 Aylık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Azra 18 Aylık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2015 Çarşamba

Montessori-Mini Ev Okulu Günlük Yaşam Becerileri Raf Etkinlikleri 18-Ay

Günlük yaşam becerileri bizim en sevdiklerimiz :) Azra bu konuda çok hevesli. Zaten neredeyse evin tüm işlerini birlikte yapıyoruz, yoksa yapamıyorum. Getir götür işlerini, toz almayı, yer silmeyi, yemek yapmayı öğreniyor yavaştan :)

Bir de raf etkinliklerimiz var tabii. Bu hafta için bir aktarma bir de ayakkabı temizleme etkinliği sundum küçük hanıma. Gayet güzel bir şekilde yaptı hepsini :)

 Ayakkabı, fırça ve bir küçük örtüyü resimdeki gibi tepsiye dizdim ve rafına koydum. İlk olarak nasıl yapılacağını yavaş bir şekilde ve konuşmadan gösterdim, sonra ona bıraktım.

Önce örtüyü seriyor, sonra ayakkabıları üzerine koyuyor. Sonra tek tek temizliyor ve olmuş mu diye kontrol ediyor ( normalde tozlu ayakkabılar kullanılıyor daha gerçekçi olsun diye fakat Azra ağzına alabildiği için bizimkiler temiz şimdilik). Sonra biraz benim yardımımla(örtüyü katlıyorum) kaldırıp yerine koyuyor. Ben yokken yaptığında örtüyü yine koymuş tepsiye ama dağınık bir şekilde :) 

Aktarmada bu sefer bardaktan bardağa denedik. Böyle daha çok seviyor kaşıktan. Tek tek sıkılıyor sanırım :) Aktarırken dökülenleri de tek tek topluyoruz :)
Devamını Oku »

28 Mayıs 2015 Perşembe

Duyusal Oyun Aşkına

Bol dökmeli saçmalı, minik parmak çalıştırmalı bir duyusal oyun...
Geçen gün Azra yere bulgur döktü, tabi ben onları atmadım ve çok güzel bir duyusal oyun gereci oldu.


Bir kaba bulgur ve minik lastik tokalar koydum. Bir de cezvelerin asıldığı küçük askılığı çıkardım ortaya. Oyunumuz, tokaları bulup askıya asmak. Küçük objelerin çok önemli olduğu bu yaş döneminde bu oyun konsantrasyon çalışması için çok güzel oldu. 


Artık oyunlarımız sadece benim istediğim gibi gitmiyor :) Bu durumdan oldukça memnunum. Azra da bir şeyler katıyor oyunumuza. Biz bu şekilde oynarken raflardan farklı oyuncaklar getirdi ve oyuna ekledi. Mesela küçük çubuğu resimdeki gibi asılı olan lastik tokalara geçirdi. Kaplar getirip onları doldurdu, boşalttı. 

Minik kuzum büyüyor...
Devamını Oku »

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Ev Yapımı Montessori Renk Kutusu 1

Montessori ile renkler üzerinde çalışırken asıl kullanmam gereken materyali tamamen unutmuşum :( Renk kutuları Montessori'nin temel duyusal materyallerinden ve gerçekten çok güzeller. Her zamanki gibi sade, basit ama çok kullanışlı bir materyal. Ben bu materyalin orjinalini almadım ve evde basit bir kopyasını yaptım. Azra'nın tepkisi görülmeye değerdi...



Materyalin orjinali şu şekilde;

Bu Montessori renk kutusu 1. İçerisinde sadece ana renkler var. 2.kutu da ara renkler de ekleniyor. 3. ve 4. kutular ise renklerin tonlarını içeriyor. Renk tabletleri yanlarındaki kalın kısımlar sayesinde ayakta durabiliyor ve kutuya dik bir şekilde diziliyor. Ben renk kutusu 1'i yaptım sadece. Tabii benim tabletler ayakta da durmuyor :) Bu materyalin sunumu şöyle; Kilimimizi seriyoruz. Kutuyu alıp açıyoruz ve üç rengi yan yana kilime diziyoruz. Sonra diğer tabletleri alıp rastgele kilimin üzerine koyuyoruz. Sonra tek tek her tableti alıp aynı rengin altına diziyoruz. Tabii bunu yaparken önce diğer renklerin altına koyup kontrol ediyoruz. Mesela elimizde sarı var, önce kırmızının altına koyduk, baktık uymuyor, mavinin altına koyduk baktık uymuyor sonra sarının altına koyduk, uyuyor, orada bırakıyoruz. Şu videoyu izlerseniz çok daha iyi anlayabilirsiniz. 

Bu aşamayı çocuk anladıktan sonra ilk üç rengi dizip altına koyulacak tabletleri göstermesini çocuktan isteyebiliriz. Parmağımızla dizdiğimiz tabletlerdeki sarı rengi göstererek "Sarıyı gösterebilir misin?" diye sorup diğer sarıyı onun bulmasını bekleyebiliriz. Mesela sarıyı değil maviyi gösterdi. Bu durumda gülümseyerek "Evet bu Mavi, peki sarıyı gösterebilir misin?" demeli ve oyuna devam etmeliyiz. Bu aşamayı da tamamlarsak ki bu, çocuğun seviyesiyle orantılı olarak günler haftalar da alabilir, dakikalar da, odanın içinde o renge dair eşyalar bulup getirmesini isteyebiliriz. Bulduğumuz eşyaları renklerin altına doğru dizebiliriz. Bu renkleri tamamen öğrendiğini düşündüğümüzde 2. renk kutusuna geçebiliriz.

Ben Azra'ya henüz kilim almadım. Küçük bir havlu işimizi görüyor şimdilik :) Azra henüz katlayamasa da açmayı çok seviyor. Havluyu güzelce açıp materyali getirip oynayabiliyor.

Kartları dizme konusunda ben yardımcı oluyorum tabii ki. O da bana sorduğum renkleri gösteriyor, her zaman doğru olmasa da :) Şunu da itiraf etmem gerekir ki Maria Montessori hakikaten bu işi çözmüş :) O kadar renkli etkinlik yaptım, Azra en çok bu basit kartlarla ilgilendi... Gerçekten ilginç..


Devamını Oku »

21 Mayıs 2015 Perşembe

Montessori-Mini Ev Okulu - Renkler

Uzun bir aradan sonra etkinliklerimizle karşınızdayım :) Misafirler, gezmeler, tozmalar, temizlikler, hastalıklar derken anca gözümü açtım. Tabii bir de Azra'nın değişen halleri! Hiç bir şeye vakit bulamaz oldum. Onun için, ona karşı mücadele edip duruyorum... Bakalım sonu nereye varacak...

Artık etkinlikleri günlük yapmaktan vazgeçtim. Montessori sistemini oturtmaya karar verdim çünkü 18 ay bunun için iyi bir zaman. Azra artık daha bilinçli, neyi nasıl yapacağını iyi biliyor ama keyfi gelince yapıyor. Düzenin de farkında. 

Odasını değiştirdim. Şöyle ki; bütün oyuncakları çıkardım. Bir odada oyuncakları var, bir odada ise materyalleri. Sınıf gibi oldu bir nevi :) Oyun odasında serbest takılırken, montessori odasında bazı kurallara uyacak. Böylece yavaş yavaş sistemi oturtabileceğimi düşünüyorum.

Bu yazıyı Azra uyanacak korkusuyla hızlı hızlı yazdığımdan detaylara girmeyeceğim :) Fakat rahat bir vaktimde tüm gözlemlerimi ve uygulamalarımı detaylarıyla anlatacağım.

Şunu söylemeden de edemeyeceğim ki yaptığım çalışmaların hiç biri montessori sistemine ait değildir. Yani orjinal materyal kullanmıyorum şuanda. Ben sadece çalışmalarımı montessoriden esinlenilerek oluşturuyorum ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermemek için bunu belirtmek istedim.


Bu hafta için oluşturduğum ilk raf sistemi böyle fakat bunları değiştirip, bazılarını çıkarıp yenilerini de ekleyebiliyorum. Azra'yı gözlemleyip, ona göre değişiklikler yapıyorum. Bu odaya bir kaç raf daha ayarlamam gerek çünkü az geliyor bana. Bakalım yapacağım bir şeyler.

 Öncelikle Azra istediği materyali alıp, oynayıp, geri götürme mantığını kapmış durumda. Tabii bazen geri götürmediği oluyor. Öyle durumlarda onun gördüğüne emin olduğum bir zamanda, ben tepsiyi toparlamaya başlıyorum ve sessizce yerine koyuyorum. Bazen o da bana yardım ediyor.

Bu peluşlar ve kitap kombinasyonuna bayıldı küçük hanım. Onlara kitap okutuyoruz, oyun oynatıyoruz, bol bol gülüyoruz :) Dil gelişimi için çok güzel oldu. Dil demişken Azra hala bir kaç kelime dışında bir şey söylemiyor. Ağır adımlarla gidiyoruz bakalım :)
Bu çekici İkea'dan almıştık. Azra çekici kullanmak yerine eliyle söküp takıyor :) Hiç problem değil, hatta daha bile iyi. El kasları çalışşın :) Bunu da renkleri söyleyerek kullandık.
Bu da renk ayrıştırma etkinliklerimizden biri. Mini browni kalıbı, küçük renkli eva parçaları ve ponponlar kullandım. Kalıplara önce tek tek evaları koyuyoruz, karışık bir biçimde olabilir. Sonrada onların renklerine uygun ponponlar diziyoruz. Bu Azra'ya biraz zor geldi, hoşlanmadı. Daha büyük çocuklar rahatlıkla yapabilir. Ben bunu rafta uzun süre tutmadım ve kaldırdım.

Bunlar renk keşif kutularımız. Bunları masanın üzerine getirip istediği gibi oynadıktan sonra renklerine göre ayırıp yerine koyması gerekiyor. Şimdilik Azra getirip oynuyor ama renklerine göre ayırıp toplayamıyor :)

Bunların ikisi de yine renk ayrıştırma oyunları. Üstteki ince motor, alttaki kaba motor becerileri için ideal.. Şöyle ki; Üstteki küplere ponponu sokup çıkarmak çok kolay değil. Parmakları zorlamak gerekiyor. Alttakini ise şöyle oynuyoruz. Halkaları yere dizip, topları fırlatıyoruz. Sonra Azra gidip getiriyor ve renklerine göre yerleştiriyoruz. Renklerine göre ayırmayı henüz beceremiyor Azra bakalım gelişim gösterecek mi? Bu arada bu kategorilere ayırma konusunda farklı çalışmalar da yapacağım.

Bu da yine ince motor becerileri için, renk ayrıştırma. Çucukları deliklerden rengine göre geçirip, hepsi bittikten sonra kapağı açarak çubukları tepsiye koymasını ve kapağı kapatıp tepsiyi aldığı yere götürmesini bekliyoruz.

Bütün bu çalışmaları önce Azra'ya sunuyorum. Bu sunum şeklini başka bir yazıda açıklayacağım. Sonra onu materyal ile serbest bırakıyorum. Çok ekstrem durumlar hariç müdahale etmiyorum. Şimdilik iyi gidiyoruz bakalım.

İyi eğlenmeler, iyi öğrenmeler...

Devamını Oku »

15 Mayıs 2015 Cuma

Hoşgeldin 2 Yaş Sendromu

Bunu bu gün tam anlamıyla fark ettim. Azra resmen 2 yaş sendromu denilen döneme girmiş durumda. Aşırı derecede döküp saçma, yapılmaması gereken şeyleri yapma, her şeye itiraz etme, her şeyi ağlayarak isteme, uzun uzun ağlama gibi davranışlar günlük hayatımızı felç etmiş durumda.

Tam olarak ne zaman başladı bu durum bilmiyorum ama bu gün tam çıldırmanın eşiğine gelmişken anladım durumu. Bu hal normal bir hal değil! Aslında bu konuda daha önce çok okumuştum ama başına gelmeyince insanın okudukları da bir kulağından giriyor diğerinden çıkıyor. Dolayısıyla bir araştırma daha yaptım. 

Nedir bu iki yaş sendromu, hastalık mıdır? Hayır, tam aksine gayet sağlıklı bir gelişim sürecidir. Çocuk artık bir birey olduğunu ispat etmek istemektedir. Anne ve baba dışında kendisinin de yapacağı ve yapmayacağı şeylerde söz hakkı olduğunu fark eder. Bağımsızlaşmaya ve kişiliğini ortaya koymaya çalışır. Kendini diğer kişilerden ayırır, ben algısı gelişir. Çocuk bu dönemde anne ve babasını özgürlüğüne müdahale eden kişiler olarak görebilir ve mücadele içine girebilir. İstediği şeyleri bile ailesi teklif ederse mücadeleye girip reddedebilir.

Peki bu minik insanların kendilerini ispatlamak için yaptıkları çılgınlıkları biz nasıl karşılayacağız? İşte bu kısım biraz sorunlu. Ne zaman nasıl davranmamız gerektiğini her zaman bilemeyebiliyoruz. Mesela ben bu gün gereksiz tepkiler verdiğimi ve süreci doğru yönetemediğimi fark ettim. Hakikaten sabrımın sınırlarında dolaştım, kendimi çaresiz hissettim ve pes ettim. Aslında bu çok normal. Çünkü gündelik hayatta tek uğraşımız çocuk değil maalesef :( İş, güç, yemek, temizlik, bulaşık, çamaşır, ütü, eş dost, misafir derken zaten akşamı zor ediyoruz. Bir de bütün bunların yanında çocukla kaliteli zaman geçirmeye, etkinlik yapmaya, yeni yeni oyunlar üretmeye çabalıyoruz. Biz tüm bunları yaparken minik kuzumuz da uslu uslu oturup bizi beklemiyor tabii ki. 

Çözüm; tepkisellikten kurtulup sakin kalabilmek... Peki nasıl başaracağız? 

Öncelikle bunun normal bir süreç olduğunu kabullenmek gerek. 18 ile 36 ay arası çocukların büyük çoğunluğunda görülen davranışlar bunlar. Yalnız değiliz yani... Aslında bir bakıma sevindirici bir durum. Minik bebeğimiz artık bağımsız bir birey olma yoluna girdi. Onun bu çabasını takdir edip desteklemeliyiz.

İnatçı çocuk yoktur, inatçı ebeveyn vardır, der Adem Güneş. İnat etmemek ama kararlı ve tutarlı olmak gerek. Mesela çocuk bakliyatlarla oynamak istedi. Eğer ağladığında müsaade edecekseniz hiç ağlatmayın, verin! Yok eğer onları yutar diye korkuyorsanız ve asla vermeyi düşünmüyorsanız, "Hayır kızım, bunlar senin için tehlikeli, veremem" diyerek kararlılığınızı gösterin. Ne kadar ağlarsa ağlasın, kendini yerlere atsın, ilgilenmeyin. Ağlamasının bir anlam ifade etmediğini gösterin. Bağırıp çağırmaya gerek yok. Bu iktidar mücadelesidir ve kararlılıkla üstesinden gelinebilir.

Bu dönemde çocukla kısa ve net bir şekilde konuşmak gerek. Mesela masanın üzerine çıkmak istiyor, "Çık çık, oradan düş de gör bakalım başına neler gelecek" derseniz çocuk bunun çıkma demek olduğunu kavrayamaz. Net olarak "Kızım masaya çıkma" demeniz gerekir. Tabii bunu dedik diye hemen masadan inecek değil :) Kararlı ve sabırlı olmak gerek.

Çocuğu fazlaca engelleme, kısıtlama, koruma ile bunaltmamalıyız. Unutmamalı ki onlar için her gördükleri şey yeni ve heyecan dolu. Minik elleriyle dokundukları her yeni şey ile dünyaları genişliyor. Mümkün olduğunca rahat olmalı ve keşfetmesine izin vermeli. Tabii ki tehlikeli durumlarda da kararlı bir şekilde engellemeliyiz.

Şartlı cümlelerden de kaçınmak gerek. Mesela "Yemeğini yersen, parka gideceğiz" ya da "Şimdi uyursan yarın sana oyuncak alacağım" gibi. Bunun yerine öneriler sunmak gerek, mesela "Makarna mı yemek istersin, çorba mı?" ya da "Uyumak istemiyorsan bir kitap daha okuyabiliriz" gibi.

İyi güzel de biz bunları o an nasıl yapacağız? İşte benim kafamı kurcalayan soru da bu. Aslında hepsini biliyorum ama tam anlamıyla uygulayamıyorum, çoğu zaman kendimi kızgınlık içinde buluyorum. Sanırım olayın tam farkında olmamakla da alakalıydı. Bu kız niye böyle yapıyor diye düşünüp işin içinden çıkamıyordum. Oysa ki benim minik meleğim birey olma yoluna girmiş de annesine meydan okuyormuş :) Yerim onun atarlarını :)

Bundan sonra daha dikkatli olacağım, prensesime söz veriyorum :)







Devamını Oku »